23 Mayıs 2014 Cuma
4 GÜNDE İSTANBULUN ALTINI ÜSTÜNE GETİRDİK
18 Nisan 2014 İstanbul gezim başlıyor. Evden ayrılıp havaalanına doğru yola çıktım ama havaalanında büyük bir kalabalık ve izdiham.Çok geçmeden öğreniyorum ki bomba ihbarı. Havaalanındaki şansızlığa rağmen biliyorum ki her şey çok güzel olacak.İki saatlik rötardan sonra havalandı uçağım.Ve kuzenimle buluşup kalacağımız eve doğru yola çıktık. Saat 02 sıralarında 4. Leventteki eve ulaştık. Tabi ki çok yorgunum, bir çay molası sonrası uyku iyi geldi.
Sabah erken kalktık İstanbul bizi bekler.Evden çıkar çıkmaz ilk öğrendiğim İstanbul Sapphire, Türkiye'de inşa edilmiş en yüksek bina, 261 metre yüksekliği ile İstanbul’un çoğu yerinden görülebilen bir binaymış. Bu binanın dört günlük gezi boyunca hayatımıza bu kadar gireceğini tahmin bile edememiştim. Her yerden görülebilen bu bina adeta bizim kutup yıldızımız oldu.
Beşiktaşta kahvaltıyla başladık güne. Menemen, kuymak eşliğinde yaptığımız muhteşem kahvaltının ardından gezmeye koyulduk. Beşiktaştan Sarıyere sahil boyunca 22 km lik bir yürüyüş ve bu esnada Beşiktaş, Ortaköy, Arnavutköy, Aşiyan, Bebek, Emirgan korusu, İstinye ve Sarıyerin altını üstüne getirdik.Boğazın eşsiz güzelliği ve görkemi,bence yürüyerek daha anlamlı bir hal aldı. Sahil boyunca yer alan yalılar, cafeler ,balıkçı tekneleri ve beni her zaman büyülemeyi başaran İSTANBUL.
Emirgan korusuna geldik ve bizi müzisyenler karşıladı. Lale festivali nedeniyle her yer rengarenk lalelerle bezenmiş.Harika bir görsellik ve renk cümbüşü.Konservatuvar öğrencilerinin yer aldığı müzik şöleni dinlemeye değerdi. Emirgandan çıktık, Sarıyer’e kadar yürümeyi düşünmemiştik ama malum İstanbul trafiği. Genciz yürüyebiliriz dedik ve yola devam ettik. Sarıyer’e geldiğimizde acıkmıştık artık.Böreği isim yapmış Sarıyer’in aç gözlü bir martı eşliğinde tarihi bir mekanda böreklerimizi yedik. Boşuna isim yapmamış nefis bir yemek oldu.Yemeğin ardından evin yolunu tuttuk.
İkinci günümüz,
Boğazturu ve teknede açık büfe kahvaltıyla başladı.Boğazı böyle turlamak daha da güzelmiş. Çok güzel fotograflar çektik.Öğleden sonra Vialanda giderek çok yorucu ve bir o kadarda eğlenceli geçen 3 boyutlu canlı müze gezimize başladık.Müzede sergilenen resimler önce beni hayrete düşürdü. En iyi pozları yakalamak için yapmadığımız maymunluk kalmadı. 3 saat kadar sürdü sanırım.Ama orda çekildiğimiz resimlerle iyi bir gündem yakaladık. Adeta kaybolmuştuk resimlerin içerisinde. Büyülü ve bir o kadarda şaşırtıcı anlar.


Akşam saati yaklaşıyor yine yemek zamanı tabi ki istikamet Eminönü menümüz balık ekmek. Nedendir bilmem ama burada balıkta daha lezzetli ekmekte.
Sezgin sınava girecek.Sabah kalkıp okula gittik. Sınav sonrası öğlen yemeğini İTÜ yemekhanesinde yedikten sonra Moda Sahiline doğru yola çıktık. Öncelikle Kadıköye gidip nostaljik tramvayla Moda’ya geçtik ve Moda Sahili’ni aramaya başladık. Tabi bu arada Kalamışmı dersiniz, Yoğurtçu parkımı dersiniz gezmedik yer kalmadı. Burda kutup yıldızımız Sapphire işe yaramadı. IAESTE İTÜ yönetim kurulundan arkadaşlarla yapılan görüşmeler bizim doğru yolda olmadığımızın en açık göstergesiydi. ALİ Ustanın dondurmasını yemiş olsaydık yolumuz doğru olacaktı ama şimdi sorun Ali Ustayı bulmaktı.
Günbatımında kızkulesi. Tekrar
Kadıköye dönmek için önce Kabataş sonra üsküdara vapur yaptık adeta boğaza dikiş atıyorduk. Kız Kulesinde gün batımını izlemeye koyulduk ve bu arada çaylarımızı yudumlarken tavlamızıda oynuyorduk (tabi ki ben yendim 5-0) Gün batmıştı ve biz gecelere akmak için Taksimde gezintiye devam etme ve yemek yeme kararı alarak ordan ayrıldık.Taksimde yemek yeme hayali Sezgin’in el emeği ile yaptığı muhteşem pilav üstü adana ikramıyla değişikliğe uğradı. Yemek sonrası Taksim beyoğlu sokaklarına attık kendimizi, şöyle istiklalde bir tur attıktan sonra galata kulesine indik, yani orayı gece görmekte bir başka güzelmiş. İstanbulun şartları maalesef son metroyla yani 23:59 metrosuyla evin yolunu tuttuk.
günlerden olmuştu Salı, Sezgin derse gidecek tabi bende okulun kantinine. Bugün ev değiştiriyoruz.Arkadaşım Murat’lara gideceğiz sınav sonrası.Yani evlerimiz sırtımızda okula geldik. Geleneksel olarak okul yemekhanesinde öğle yemeği (öğrenciyle gezmenin kaçınılmaz sonu ) ve ardından Murat ile buluşarak Beykoz Anadolu Feneri ve Anadolu Kavağı na doğru yola çıktık.
Önce Anadolu fenerine gidip eşsiz manzarada karadenizin derinliklerine doğru hayellere daldık, boğazın bitimi ve eşsiz bucaksız Karadeniz muhteşem bir güzellik.Çokça resim çekildik ve Anadolu Kavağına inerek balık ekmeklerimizi yedik.
İstanbuldan uzak, bozulmamış ,sakin bir yerleşim yeri. Geri dönüşte istanbulun gürültüsünden uzak ,karadeniz havasında boğaza karşı fotoğraf çekilerek dönüş yaptık. Murtaların evine geldik.Beni her zaman içtenlikle karşılayan ve kendi öz kızları gibi seven o canım aile. 4 yıllık özlemi sıcak aile sohbeti ile gidermeye çalıştık.
): "Artık son gündü" :(
Son etkinliğimiz olarak İstanbul Avaryuma doğru dalışa geçtik ve maviliklerin derinliklerinde vatozlarla köpek balıklarıyla karetta karettalarla ve binlerce balıkla adeta sörf yaptık eğlenceli ve ilgi çekici olan bu akvaryum gezimizin ardından mükemmel bir kahvaltıyı hak etmiştik ve bizi evde mükemmel bir kahvaltı bekliyordu Ellerinize sağlık Nergül teyze ve Nurgül. Saat artık 16:00 yı gösterirken havaalanına doğru yol almanın vakti gelmişti. Yola koyulduk ve hava alanında bir ayrılık esintisi vardı keşke biri gitme kal deseydi kalırdım sanırım. Doymadım doyamadım.
Beklediğimden daha güzel dopdolu bir gezi oldu benim için. Ama unutulmamalı ki nereyi gezdiğinden çok kiminle gezdiğin önemli.
): ARTIK VEDA ZAMANI :(
): ARTIK VEDA ZAMANI :(
Bize evini açan Aytekin’e,fotoraflarımızın kalitesini artırmamıza katkıda bulunan Ersan’a, gezi planına katkıda bulunan IAESTE İTÜ Yönetim Kurulu Üyelerine, Arkadaşım Murat ve ailesine ve bu geziyi planlayıp hayata geçiren kuzenim ve arkadaşım Muhammet Sezgin ÖZER’e sonsuz teşekkürler.......
Yazan: Hatice KALA ( KUZENİM ve ARKADAŞIM )
Tasarım ve Düzenleme : Muhammed Sezgin ÖZER
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)













